16 MAYIS 2008 TARİHİNDE
ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN'E
GÖNDERDİĞİM DİLEKÇE
|
Sayın Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in Dikkatine
Sayın Bakanım ismim Ceylan Özgül. BAV davasında yargılanan ve hapis cezası alan kişilerden bazıları benim çok yakın arkadaşımdır. Bu insanlar hayatımda tanıdığım en güzel ahlaklı, en dürüst, en saygın kişiler arasındadır. BAV camiası mensuplarının Allah inancı olan, mukaddesatçı, devletin ve milletin hayrı için canla başla çalışan tertemiz insanlar olduklarına tüm Türk milleti gibi benim ailem de yakından şahittir. Annem de babam da bu insanların kanunlara saygılı, masum ve doğru bir hayat yaşadıklarını adları gibi biliyorlar. Ancak son yıllarda BAV aleyhine faaliyet yapmaya, her fırsatta televizyonlara çıkarak davada yargılananlar aleyhine suni şovlar sergilemeye ve Sayın Adnan Oktar Beyefendiyi suçlamaya başladılar.
Annemin ve babamın yapmacık gözyaşları dökerek halkı BAV aleyhine ajite etmek için yaptıkları ilk konuşma, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin BAV davasıyla ilgili zaman aşımı kararını bozma ilamını yayınlamasından çok kısa bir süre önce televizyonda yayınlanmıştır. Ardından malum çevreler tarafından yönlendirilen başka aileler de televizyonlara çıkarak BAV aleyhine konuşmalar yapmış ve hemen sonrasında Yargıtay kanunen geçersiz emniyet ifadeleri üzerine kurulmuş bir ilamla zaman aşımı kararını bozmuştur.
Bunun ardından İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi BAV davası hakkındaki kararını vermeden 2-3 gün önce yine bazı gazetelere çıkıp, mağdur anne-baba rolü oynayarak yargılananlar hakkında ceza kararı çıkması için mahkeme üzerinde baskı yaptılar. Ve bu yöndeki haberlerin mahkeme üzerinde çok fazla etkili olduğunu düşünüyorum ve nitekim, tertemiz, masum insanlara hiçbir suçları yokken 3'er yıl hapis cezası verildi.
Şu anda da BAV davası yeniden temyiz talebi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesine gidecektir. Henüz karar verilmemiştir. Annem ve babam yine tam karar aşamasında televizyonlara çıkmış ve aynı senaryoyu oynayarak ağlamaya, Sayın Adnan Oktar'ı suçlamaya ve bana kavuşamadıkları masalını anlatmaya başlamışlardır.
Sayın Bakanım,
Anne ve babamın ortaya çıkıp halkı ajite edici konuşmalar yapmalarının zamanlamasından da anlayacağınız gibi, BAV'ın anti darwinist - anti marksist - anti komünist çalışmalarını engellemek isteyen masonik yapılanmalar tarafından davanın sonucunu etkilemek için annem ve babam para karşılığı kullanılmaktadır.
Annem Firuzan Özgül ve babam Feridun Özgül'ün televizyon ve gazetelerde yaptıkları tüm konuşmalar tamamen masonik çevrelerin yönlendirmesi ve menfaat karşılığında yapılmış konuşmalardır. Nitekim masonik çevrelerin anneme ve babama para ödemelerinden evvel ailem, BAV camiası mensuplarından olan arkadaşlarımı yere göğe sığdıramıyorlardı. Ancak ödeme yapıldıktan sonra tamamen aleyhe dönüp daha önce öve öve bitiremedikleri bu insanları karalamaya başladılar.
Babam BAV camiasından bir arkadaşımın babası ile imalat üzerine bir ticari faaliyette ortaktı. Bu kişi BAV camiasının tüm faaliyetlerini gönülden destekleyen mütedeyyin bir insandır. Babam bu kişi ile olan ilişkisinden maddi menfaat sağladığı için bu konuda hiçbir şikayeti yoktu. Ve bu kişileri sürekli övüyordu. Ancak daha sonra maddi menfaati övdüğü bu insanlara cephe aldı. Ne yazık ki babam hangi yönden maddi çıkar sağlayacaksa kolaylıkla o yöne bürünebilecek bir kişilik yapısındadır.
Sayın Bakanım,
Annemin televizyonda iddia ettiği gibi hastalığı benim evden ayrılmamdan sonra değil bundan 4,5 sene önce başlamıştır. Nitekim annemin hastalığı çok yavaş seyreden bir hastalık. Annemin iddia ettiği gibi benim evden ayrılmamdan sonra olması tıbben mümkün değil. Annem ilk başlarda bu hastalığın kansere çevirdiğini bilmiyordu. Ancak BAV camiası mensuplarından olan arkadaşlarım Türkiye'nin en iyi profesörlerini ve en iyi hastanelerini annem için arayarak ve onu bu doktorlara yollayarak kanserin teşhis edilmesine vesile oldular. Annemle aramda bu sorunlar olmadan çok önce kanser teşhisi konmuştu. Bu gerçeği, annemi tedavi eden doktorlardan sorarak ve hastane raporlarının kayıtlarından da tespit etmek mümkündür. Annemin hastalığına teşhis konmasına vesile olan ve bunun için gece gündüz anneme yardımcı olan arkadaşlarım arasında BAV davasında 3 yıl ceza almış iki kız arkadaşım da vardır.
Hapis cezası alan arkadaşlarım Alev Ulaşoğlu ve Meltem Arıkan bu olaylardan önce gece gündüz annemin hastalığı için yurt içinde ve yurt dışındaki doktorlarla bağlantı kurarak araştırmalar yaptılar. Sırf ben onlardan yardım istediğim için annemin en iyi nasıl tedavi edilebileceği ile ilgili sabahlara kadar uyumadan doktorlardan bilgi edinmeye çalıştılar. Annemin sırf para hırsından dolayı, kendi hastalığı sırasında gece gündüz ona yardımcı olan tertemiz arkadaşlarımı hapse attırmaya çalışması sanırım onun ahlakı ve kişiliği hakkında size bir bilgi veriyordur. Bu durumda benden gidip ona sarılmamı ve onu kucaklamamı istiyor. Ben üç kuruşluk menfaat için masum insanları hapse attırmaya çalışan, onların hayatlarını söndürmek ve onları yok etmek isteyen bir insana kendi annem bile olsa nasıl gidip sarılabilirim? Bu karakterde bir insana değil sarılmak bu kişiler için anne ya da baba demeye bile utanırım ve hicap duyarım.
Sayın Bakanım,
Annem televizyonda tek bir tedavisinin 15 milyar olduğunu ve bu ödemeleri babamın yaptığını söylüyor. Halbuki benim ailem maddi durumu iyi olmayan orta halli bir ailedir. Babamın değil 15 milyar para bulması 15 milyon lira bulması bile zordur. Devleti dolandırarak, sahte işler yaparak para kazanmaya çalışan ‘Safari 1' operasyonuna ismi karışmış bir insandır. Annem en lüks hastalenelerde kaldığını söylüyor. Bizi tanıyan herkes bilir ki benim ailemin böyle bir masraf yapacak parası yoktur. Annem ve babam her seansı 15 milyar olan bu tedaviyi ve bu lüks hastanenin masraflarını nasıl karşılamaktadır? Bunun kendilerine sorulması gerekir. Ayrıca en son babam Feridun Özgül'ün yurdışında bir bankaya külliyetli miktarda para koyduğunu duydum. Ki bunlar hiç normal gelişmeler değil.
Sayın Bakanım,
Annem ve babam televizyonlarda beni güya ne kadar çok sevdiklerini, bana ne kadar düşkün olduklarını anlatıyorlar. Siz de çok iyi bilirsiniz ki evladını seven insan ona merhamet eder, şefkat gösterir, onu korkutacak, huzursuz edecek, canını yakacak ortamlardan onu uzak tutar, hastalandığında ona bakar, iyileşmesi için canla başla gayret eder. Ancak benim annemin ve babamın böyle bir sevgi ve merhamet anlayışı yoktur. Ben ameliyat olduğumda 10 gün boyunca bir kere bile beni ziyarete gelmediler. Eğlencelerini ve gezmelerini benim için durdurmak ve benimle uğraşmak istemediler. Ben eve ziyaretlerine gittiğimde silahlı adamlarını üstüme yollayarak, ağzımı koli bantıyla bantlatarak, ayaklarımı bağlayarak, canımı yakarak, üstümü başımı yırtarak, beni zorla bir arabaya sürükleyerek, kaçırdılar. Ayvalıkta bir eve kapadılar. Bana yaptıkları bu zulme apartmanda oturanlar, komşular ve olay günü orada bulunan herkes şahittir. Annem ve babamın elinden Jandarma'nın yaptığı bir operasyon sonucu kurtarıldım. Gerek gördüğünüz taktirde Jandarma tutanaklarından beni kaçırmalarıyla ilgili detayları öğrenebilirsiniz. Tüm bu şahitlere, polis ve jandarma tutanaklarına ve diğer resmi belgelere rağmen babam hala televizyona çıkıp böyle bir şey olmadığını büyük bir rahatlıkla anlatabiliyor ve tüm bu delillere rağmen hala bazı insanlar babamın bu yalanlarına inanabiliyor.
Sayın Bakanım,
Hangi anne baba evladının üzerine silahlı adam yollar, üstünü başanı parçalayarak zorla kaçırmaya kalkar? Hangi sevilen ve değer gören evlat annesinin babasının elinden kaçarak jandarmaya sığınmak zorunda kalır? Eğer benim annem ve babam Anadolu ahlakına sahip, kendi halinde, kimseye zarar vermeye çalışmayan munis insanlar olsalardı, inançları ya da hayat tarzları ne olursa olsun başımın üstüne taç yapardım. Onları ömrümün sonuna kadar korur kollardım. Ama benim annem ve babam utanarak söylüyorum ki kendi çocuklarını bile maddi çıkar karşılığı rahatlıkla feda edebilecek bir kişiliğe sahiptirler.
Nitekim bu maddi çıkarın onlara neler yaptırdığını televizyonlarda utanç ve dehşet içinde seyrediyorum. Annem Yargıtay 8. Ceza Dairesinin zaman aşımını bozma ilamını yayınlamadan önce de televizyonlara çıkıp ne kadar hasta olduğunu, ne kadar zor durumda olduğunu anlatmıştı. Ama Yargıtayın bozma ilamından sonra yatak döşek hasta olduğunu iddia eden insan birdenbire dekolte kıyafetlerle pür makyaj yaparak mahkemelere gelmeye başladı. Annemin iddia ettiği kadar hasta birinin bizim kültürümüze uygun olmayan kıyafetler giyerek ve etrafına gülücükler saçarak hiç alakasının olmadığı bir mahkemenin duruşmalarına gelme gücünü kendinde bulması oldukça düşündürücüdür. Nitekim annem bozma ilamından sonra hemen hemen tüm duruşmalara geldi ve BAV aleyhtarı bir görünüm oluşturmak için gazetecilere poz poz resimler çektirdi. Ama dava yeniden yargıtaya gidince yeniden yatakta ağlayarak pozlar vermeye ve ne kadar hasta olduğunu anlatmaya başladı.
Sayın Bakanım
Annem benim için “ana kuzusudur o“ diyor. Peki BAV davasında yargılanan ve hiç bir suç işlemedikleri halde yıllarca hapis cezası alan o gençler ana kuzusu değil mi? Benim 3 yıl hapis cezası alan, tertemiz, nezaketli, asil, eğitimlli iki kız arkadaşım ana kuzusu değil mi? Onların kendileri için iyi bir gelecek inşa etmeye çalışan, onları gözünden sakınan, onları yıllarca her türlü fedakarlıkta bulunarak yetiştiren bir anne ve babaları yok mu? Benim için “o ana kuzusudur evine dönsün” diyen annem Firüzan Özgül, neden diğer anaların evlatlarını evlerinden koparıp suçsuz yere hapse yollamaya çalışıyor?
Benim annem ve babam sırf üç kuruşluk menfaat karşılığı tertemiz arkadaşlarımı annelerinden babalarından kopardı. Onları işlerinden etti. Kariyerlerini yok etti. Seçme ve seçilme haklarını ellerinden aldı. Hepsinden önemlisi hayatlarının en güzel dönemlerinin üç yılını kaybetmelerini sağladı. Evlenip çoluk çocuk sahibi olma imkanlarını ortadan kaldırdı. Toplumda da hüküm giymiş insanlar olarak tanınmalarına sebep oldu. Bu arkadaşlarımın ilerde çocukları olduğunda anneleri için sabıkalı çete reisi denecek. Onlar da sabıkalı örgüt liderinin çocukları olacaklar.
Ancak annemler şimdi de verilen parayı muhtemelen az buldukları için arkadaşlarımın daha fazla hapis yatmaları için gayret ediyorlar. BAV camiası mensuplarının ve Sayın Adnan Oktar'ın faaliyetlerini durdurmak için avukat tutup diğer ailelerle işbirliği yaparak bu masum insanların 10-20 yıl hapis yatmaları için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta yeni yeni cezalar aldırmak ve yeni yeni mahkemeler açtırmak istiyorlar. Bu insanlar hayatlarının en verimli döneminde masumiyetlerini ispat etmek için bir hukuk savaşı verirlerken onlar masonların kendilerine ödedikleri paralarla nerelere gideceklerini planlıyorlar. Halbuki Allah'ın bu paraları anneme hastane masrafı yaptırmasını düşünmeleri ve Allah'tan korkmaları gerekirdi.
Tüm bunları yapan da kendisi değilmiş gibi, basında şov yapmak için, “Bak nasıl hizaya getirdim” demek için “Gelsin bir kere sarılayım” diyor. Bu kadar insanı hapse sokan bir kişiye her vicdanlı insan gibi benim de nasıl bakacağım bellidir. Kendisi de bunu çok iyi biliyor. Bu, gerçekten sevdiğinden değil, ne derece netice aldığını görmek istediğinden kaynaklanıyor. Annem, arkadaşlarımın istikbalini karartı. En ufak bir utanma alemeti olmadan televizyonlara çıkarak “yavrum kokunu özledim” diyerek halkın vicdanını harekete geçireceğini düşündüğü konuşmalar yapıyor. Oysa ki ben annemi ve babamı çok iyi tanıyorum, onların gerçek kişiliklerini de çok iyi biliyorum. Annem, onlarla yaşıdığım onca sene boyunca hiçbir zaman üzerimdeki kokudan bahsetmedi. Her zaman yurtdışına giderdim haberi bile olmazdı. Aylarca uzak kaldığım olurdu, umurlarında bile olmazdı. Beni özlediğini, görmek istediğini söylemezdi. Son derece küfürbaz bir insandı. Ayrıca bir yandan sevgi dolu anne rolü yaparken bir yandan da beni kamuoyunda kötü göstermeye çalışıyor. Telefonda kendisine kanser olmasının beni ilgilendirmediğini, herkesin kanser olabileceğini söylediğimi anlatıyor. Halbuki ben böyle bir söz hiçbir zaman söylemedim. Benim hakkımda kamuoyuna ailesine karşı duygusuz bir insan olduğum mesajını vermek gayretinde. Ben kızı olduğum halde böyle bir iftirayı bana atabiliyorsa kimbilir tanımadığı insanlara neler yapar? Bunlar benim kafamda çok iyi canlanabiliyor?
Sayın Bakanım televizyonlarda milyonlarca insana karşı masonların yönlendirmesi ile oynanan bir oyun var. Bunu makamınıza bildirmek ve olayların gerçek yönü hakkında size açıklama yapmak istedim.
Saygılarımla
Ceylan Özbudak