1. Babam kapıyı anahtarla açıp içeri girdi ve kapıya yakın bir yere oturdu ben hemen ayağı kalktım ama önümü kesti ve beni antreye sürükleyip kapıyı açtı. Kapının dışında 2 adam vardı, biri hemen içeri girip Tülin Hanım'ı uzaklaştırdı.
  1. Adamların silahları vardı, Serkan Kodaloğlu silahını gösterip "bizimle geleceksin hiç uğraşma" dedi. Babam da "aşağısı sivil polisle sarıldı, zaten kaçamazsın" dedi.
  1. Benim ayaklarımı bağlayıp asansörle aşağı indirdiler, apartmandan çıkıp arabaya kadar sürüklediler, bu arada sürekli "Allah rızası için polis çağırın beni kaçırıyorlar, öldürecekler" diye bağırdım. O sırada çevrede durumu kontrol eden 3 kişi vardı. Serkan Kodaloğlu bir tanesine Mustafa diye seslendi. Arabaya bindirirken ağzımı koli bandı ile bantladılar. Koli bandı arabada hazırdı.
  1. İlk olarak Maltepe taraflarında Ali Sezer ve Ülkü Sezer isimli şahıslara ait olan bir eve götürüldüm. Bu esnada ayaklarımı ve ağzımı açmıştım, araba otoparka yanaşırken durduğu ilk anda dışarı çıkıp bağırmaya ve uzaklaşmaya çalıştım fakat hemen babam zorla ve beni döverek apartmana soktu. Asansörle eve çıktık ve kapıyı Ülkü Sezer açtı. Babam ve ben salona oturduğumuzda Ülkü Sezer'e polis çağırması için defalarca ısrar etmeme rağmen buna yanaşmadı ve ben en yüksek sesimle "polis çağırın imdat" diye bağırmaya başladım. Babam yine beni döverek susturdu ve Ülkü Sezer hiçbir şekilde polis çağırmamalarını rica etmek üzere komşuları dolaşmaya, apartmana çıktı. Bu arada yanımıza Kübra Yelkenci, Nuran Yelkenci geldi ve konuşmak istediler. Onlarla konuşmak istemedim ve bu evden ayrıldık. Oraya götürüleceğim önceden ayarlanmıştı.
  1. Bu evden ayrılırken yanımızda Ferudun Özgül, Fürüzan Özgül, Kübra Yelkenci, Önder Yelkenci vardı. Oraya kadar kullanılan gri renkli arabayı değiştirip bu noktada Ali Sezer'e ait olduğunu düşündüğüm Toyota marka beyaz araba ile yola devam edildi. Önder Yelkenci de arkadan başka bir araba ile takip ediyordu. (Gri arabayı Serkan Kodaloğlu geri götürdü.)
  1. Buralara kadar ayağımda ayakkabı yoktu, üzerimde hiçbir kimlik yoktu ve üzerimdeki siyah takım yırtılmıştı. Feribota vardığımızda beklemeden feribota bindik ve herkes araçlarını terk edip oturma yerine çıktığında biz arabanın içinde kaldık. Arabanın içinde 5 kişi vardı.
  1. Ayvalığa vardığımızda ilk gittiğimiz ev Teyzem Sezan Avcı ve eşi Übeyt Avcı'nın kışlık eviydi. Beni girer girmez içeriden kapı kolu ve pencere kolu olmayan, ikinci kattaki ve boşluğa bakan bir odaya koydular. Kapıyı üzerime kilitlediler. Sabah namazı vaktinde kapıyı çalıp abdest almak istediğimi söyledim. Kapıyı açtıklarında evin içinde Sezan Avcı, Übeyt Avcı, Ferudun, Fürüzan Özgül, Kübra Yelkenci ve Önder Yelkenci vardı.
  1. Sabah namazından yaklaşık yarım saat- bir saat sonra kapıyı açıp "gidiyoruz" dediler.
  1. Teyzemin yaklaşık 1-2 ay önce alınmış, yeni ve ıssız bir sitedeki yazlık evine gittik. Hem hava henüz ısınmadığı için hem de yeni bir site olduğu için etrafta kimse görünmüyordu, sitenin girişi de araç yolundan çok uzaktı. Evde ev telefonu yoktu, sadece kişilerin ceplerinde cep telefonları vardı.
  1. Alt katta iki kapı vardı ve iki kapının yanına da 2 çekyat çekilmişti. Birinde babam birinde Önder Yelkenci yattılar. Ben kapıdan çıkamayacağımı anlayınca ikinci attaki banyoya girdim ve pencereyi kontrol etim. Pencerenin geçebileceğim kadar büyük olduğunu görünce geçebilmek için menteşesinden söktüm. Arkasında telden bir sineklik vardı, onu kesebilmek için pencereyi geri takıp evde kesebilecek bir alet aradım. Sonra bir falçatayla banyoya geri girip teli aşağıdan U şeklinde kestim. Çıkmak için kullanacağım vakite kadar belli olmaması için pencereyi durabilecek gibi geri takıp banyodan çıktım. Eğer o gün karanlık oluncaya kadar bir telefonla polise ulaşamasaydım, karanlıkta pencereden kaçacaktım. Öncesinde sadece kaçabilmek için bir ayakkabı edinmem gerekiyordu. Çıplak ayakla kaçmam mümkün olmayacaktı.
  1. Bu esnada hiç bir şekilde hiçbirşey yemedim ve içmedim. Kübra Yelkenci Psikolog olduğu için zihin bulandırıcı herhangi bir ilacı bana verebilir ya da yemeğime uyuşturucu bir madde karıştırırlar diye tedbirli olmak istedim ve hiç bir şekilde uyumadım. Aynı anda uyumaları durumunda kapıdan çıkmayı planlıyordum.
  1. O andan itibaren ortamın gerginliğini azaltıp bana güvenmelerini ve beni bir telefona ulaşabileceğim vakit kadar (5-10 dakika) yalnız bırakmalarını sağlamak üzere, onların her istediğini yapacağıma dair güven vermeye başladım. Dediklerinin haklı olduğunu, polise gidip kaçırılmadığımı, ailemle tatile çıktığımı söyleyeceğimi vaad ettim ve ayrılanlarla görüşmek istediğimi anlattım. BAV aleyhine de konuşmalar yaptım.
  1. Babama bana ayakkabı alması gerektiğini, beni ayakkabısız görürlerse bunun çok şüphe uyandıracağını, buna polisin de inanmayacağını söyleyerek ayakabıcıya götürmesini, kesinlikle kaçmaya kalkmayacağımı söyledim. İki kişi gideceğimizi düşünüyordum ama beni 4 kişi ayakkabı almak üzere götürdüler ve dükkanın önünde inip hemen dükkana girip ayakkabı alıp çıktık. Tam giderken, dükkanın yanındaki bir büfeden tost yemek istediğimi söyledim ama tostu da bana alıp getirdiler ve eve döndük.
  1. Eve döndüğümüzde site kapısından içeri girerken sitenin ismine baktım ve kapıdan içeri girerken de numarayı gördüm. Babam ve eniştem olan Übeyt Avcı evden birşey almak üzere arabayla ayrıldılar, Önder Yelkenci de arabasını saklamak üzere ayrıldı. Görüştüğü 2-3 ay içerisinde arabasını görenler ve bilenler olduğunu, arabasını aratacağımızı düşündüğünü söyledi.
  1. Evde annem, teyzem ve Kübra Yelkenci kaldık. Kübra Yelkenci uyumak üzere ikinci kata çıktı ve ben anneme arka kapıdan görünen bakkala gidip yiyecek birşeyler almak istediğimi söyledim. Bana arkamdan bakarak izin verdi ve bakkala girip kaçırıldığımı ve telefon etmek istediğimi kaçırılmama ile ilgili gazete küpürünü göstererek  anlattım ve telefon ettim. Telefonu kulağıma götürmedim, başımdan görünmeyecek şekilde tuttum çünkü annem içeriye bakıyordu.
  1. Hemen eve döndüm çünkü jandarmanın geleceğini artık bekliyordum ve arabasız kaçılması çok zor bir yer olduğu için yürüyerek kaçmayı o an için tehlikeli bulup denemedim.
  1. Kendileri evin bahçesinde yemek hazırlarken beni evin içinde tutmaya devam ettiler.
  1. Aradan yaklaşık 30-45 dakika geçtiğinde jandarma geldi. Jandarma herekese ellerini kaldırmalarını söyledi, hepsi ellerini havaya kaldırdı. O an evin içinden çıkarak kaçırıldığımı söyledim. Daha sonra babamı kelepçelediler ve arka kapıdan kaçmaya çalışan Kübra ve Önder Yelkenci jandarma tarafından yakalanarak kelepçelendi. Basına da yüzünü kapişonla saklamaya çalışan Kübra Yelkenci'nin jandarma arasında kelepçeli resimleri yansıdı. Daha sonra karakola geldik.
  1. Karakolda avukatla konuşurken telefonum elimden alınıp avukatın suratına kapatıldı ve avukatıma telefon açılmasına son ana kadar izin verilmedi. Sadece avukatıma değil, hiç bir telefon açmama izin verilmedi ve arada geçen vakit boyunca çapraz sorgu şeklinde sürekli sorgulandım. Avukat gelmeden yaklaşık 20-30 dakika içinde alelacele yazılı ifademi almak istediler ve kendi avukatımı bekleyemeyeceklerini, hemen ifademi imzalayacak barodan bir avukat geleceğini söylediler. Ben beklemek istediğimde 2 defa "o zaman çık git buradan biz seni beklemeye mecbur değiliz" dediler.
  1. Bu şartlar altında sağlık kontrolüm yapılmadan ifade vermek istemediğimi söyledim, sonra gidersin dediler. "ifademe sağlık kontrolüne gitmek istediğim halde gönderilmediğimi eklerseniz imzalarım" dedim. Ayvalık devlet hastanesi ile Altınoluk karakolunun arasında yaklaşık 1 saat 15 dakikalık mesafe olduğu için özellikle avukatları bekleyebilmek için ısrar ettim ve sağlık kontrolünden geldiğimde avukatlar gelmişlerdi. Bu arada sürekli şikayetçi olmamam konusunda ısrar ediyorlardı ve ifadem sırasında da baskı altında ifade vermem için gereken her ortamı oluşturdular.